ÇARPIK KENTLEŞMENİN PSİKOLOJİYE ETKİLERİ

ÇEVRE PSİKOLOJİSİ VE ÇARPIK KENTLEŞMENİN PSİKOLOJİYE ETKİLERİ

Çevresel psikoloji, psikolojinin çevre ve insan davranışı arasındaki ilişkiyi inceleyen alt alanıdır. Her bir problem yalnız çevre kaynaklı olamayacağından, insan ve onun fiziksel ortamları arasındaki etkileşimlerinin incelenmesi ve bu etkileşim süreci boyunca bireyin çevreyi değiştirirken, çevrenin de onun davranış ve deneyimlerini değiştirmesini ele alır. Çevre Psikolojisi; insanın içinde yaşadığı binaların daha uyumlu olmasını hedefleyen ve doğal çevre ile ilişkilerimizi geliştiren araştırma ve uygulamalar yapmayı amaçlar ve bilim ve uygulama içerir. Elde edilen bilginin teori ve araştırma sonuçları diye iki biçimi vardır:

Teoriler; insan-çevre problemlerini anlamada araştırma ve uygulama da rehberlik yaparak entegre bir çerçeve oluştururlar. Doğrudan özel problemlere cevaplar vermezler ancak sonuca giden yönelimler ve çevresel psikolojiye şevk katarlar.

İkinci tür bilgi kaynakları ise; araştırmalardır. Çevre aslında çok karmaşıktır ve yapılan araştırmalar bu karmaşık sorunlara yeterince cevap verememektedir. Problemler çok çeşitli insanları, yerleri, değişik zamanları kapsamaktadır. Değişik insanların, farklı kültür ve yörelerde değişik zamanlarda olmasından araştırmalar pek çok soruna cevap bulmada yetersiz kalmaktadır. İnceleme alanı çok çeşitlilikler içermektedir.

Temel olarak özetlenirse; çevre psikolojisi, kuram ve uygulamayı birleştiren, insan-çevre etkileşimini vurgulayan, deneyselden ziyade doğal ortama dayalı araştırmaları yeğleyen, bireyden topluma tüm analiz düzeylerinde çalışan, çevreyi pasif olmaktan çok aktif bir etken olarak algılayan, bütünsel bir anlayış taşıyan, disiplinler arası bir yapıya sahip olan ve sistem yaklaşımı ile insan- çevre ilişkilerini inceleyen bir etkinlik alanıdır.

İnsan-çevre ilişkileri 60’lı yıllara kadar pek ele alınmamış olup Çevre Psikolojisi alanındaki çalışmaların tarihi en fazla 35 yıl eskiye dayanmaktadır. Bunun öncesinde psikoloji insan-çevre (transactions) bağlamında değil daha içsel süreçlere yoğunlaşmıştır. Oysa toplumda binaların yapımı, şehirlerin herhangi bir denetim gücü olmadan ve plansız olarak büyümesi sonucu görülen çarpık kentleşme, yollar, parklar, su ve atmosfer gibi çeşitli fiziksel çevre yatırımlarının yapımı ve devamı için harcanan paralar; doğanın ve doğal kaynakların yanlış kullanımının getirdiği büyük masraflar düşünülürse çevre insan ilişkilerinin dikkate alınmasını gerektirmiştir.1960’lardan sonra kirletici gaz emisyonlarının, yenilenemez enerji kaynaklarının yerine yenilenebilir enerji kullanımı için hammadde ihtiyacı, insana uygunsuz ve estetikten yoksun binalar gibi çevresel sorunların farkına varılmaya başlanmıştır.

Kentleşme çevre üzerindeki fiziksel bozulmalar yanında insan psikolojisini de olumsuz yönde etkileyerek verimliliğin düşmesine neden olmaktadır. Örneğin kentlerde yaşanan yoğun trafik insanların zamanlarının çoğunu yollarda geçirmelerine neden olmaktadır. Stres insanlar üzerinde olumsuz etki yaparak çalışma isteklerini kırmakta ve öfke kontrolü problemini beraberinde getirmektedir.

Suçluluk oranlarında dahi çarpık kentleşmenin payının yüksek olduğunu görmekteyiz. Yoğun nüfus artışı ile gelen karmaşa buhranı sosyal kontrol mekanizmasını da işlevsiz hale getirebilmektedir ve bu durum suça teşvik edici ortamları yaratabilmektedir. Bu sebeple yapılan araştırmalar sonucu köylere ve küçük şehirlere göre büyük şehirlerde daha fazla suç işlendiği istatiksel olarak saptanmıştır. Ayrıca büyük şehirlerde suçların gizli kalması olasılığı da daha yüksektir. Toplumsal baskının da azalması ile birlikte büyük şehirlerde suç işleme oranları artmaktadır. Kırsal kesimlerde daha çok ilk kez suç işleyenlere rastlanırken, büyük şehirlerde suç tekrarları da daha fazla olmaktadır. Şehirlerde sosyal çözülmenin fazla olması suçluluğu arttıran bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehirlerdeki sosyal kontrol mekanizmasındaki çözülmeler, sosyal normların insanların davranışları üzerindeki etkisini yitirmesi ve toplumsal olarak şehirlerde oluşan sınıfsal farklılıklar da şehir yaşamında bir takım düzensizliklere yol açmakta ve suç oranlarını arttırmaktadır.

Çarpık kentleşmenin en büyük sorunu kent merkezlerini yaşanamaz hale getirmesidir. Kent merkezleri yaşanamaz duruma gelmektedir. Hızlı bir şekilde inşa edilen yeni yapılar şehir merkezlerinin daha dar olmasına neden olmaktadır ve trafik sorununu da beraberinde getirerek stresli bir toplum yaratmaktadır.

 

Çarpık kentleşme sonrasında altyapıların yetersiz kaldığı ve ya dirençsiz kanal sistemleri mevcutsa su baskınları, elektrik kesintileri, su kesintileri gibi günlük yaşamı etkileyen bir çok problemi kaçınılmaz hale getirmektedir.

 

İş gücü kent dışına taşınır. Çarpık kentleşme sonrasında şehir içerisindeki nüfus hızlı bir şekilde arttığı için şehir içerisinde yeterli iş olanağı olmaz. Bu nedenle işgücü şehir sınırlarının dışına çıkmak zorunda kalır.

 

Düzensiz yapı aynı zamanda o şehirde yaşayan insanlarında mutsuz olmasına neden olur. Özellikle altyapıların yetersiz kalması, iş olanaklarının şehir dışında olması, çevre kirliliği gibi çarpık kentleşmenin zararları o şehirde yaşayan bireylerin daha mutsuz olmasına ve bu da o kentin kalkınma gücünün azalmasına neden olmaktadır.

 

Kaynakça

COTTRELL ALAN: Enviromental Economics, Edward Arnold (Publishers) Ltd., London, 1978. DEMIR AHMET : Doðal Çevre tahripleri ve Ekonomi Ýliþkileri Üzerine Bir Araþtýrma, AÜSBF Dergisi, No: 1-2, Cilt: 28, Mart-Haziran 1973.

https://e-psikoloji.com/forum/showthread.php?3925-%DD%E7-G%F6%E7ler-%C7arp%FDk-Kentle%FEme-ve-%C7ocuk-Su%E7lulu%F0u

Görmez, Kemal; Çevre Sorunları ve Türkiye. Ankara: Gazi Kitapevi, 1997.

Kağıtçıbaşı, Çiğdem;İnsan ve İnsanlar: Sosyal Psikolojiye Giriş. Ankara: Sevinç Matbaası, 1976.

https://selvetaskinlarhakkindahersey.weebly.com/ccedilarp305k-kentle351me.html

http://www.aktuelpsikoloji.com/cevre-psikolojisinin-alani-ve-ilkeleri-6459h.htm
http://www.psikolojibilgisi.com/cevreyle-uyum.htm

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Share the joy